Merkezi KPSS yerleştirmesi nasıl iyileştirilir?

Ortaöğretim, önlisans ve lisans mezunları için KPSS puanları esas alınarak ÖSYM tarafından yapılan merkezi yerleştirmelerin daha hakkaniyetli olması için neler yapılabilir?

ÖSYM tarafından kamu kurum ve kuruluşlarının bazı kadro ve pozisyonlarına, "Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik" hükümleri uyarınca yerleştirme yapılmaktadır. ÖSYM, atama izni alınmış olan kadro ve pozisyonlar için belirlenen nitelikler ve kontenjanlar doğrultusunda merkezi yerleştirmeyi KPSS puanlarını esas alarak gerçekleştirmektedir. Yıllardır uygulanan bu yerleştirme sistemi, doğrudan puan esasına dayalı olduğu için sübjektif değerlendirmelere mahal bırakmamakta ve diğer personel alımlarına nazaran daha adaletli bir yöntem içermektedir. Ancak, merkezi yerleştirmelerde de sorunlu hususlar veya uygulanmayan bazı hükümler nedeniyle aksaklıklar ortaya çıkmaktadır. Yazımızda, ÖSYM tarafından bazı kadro veya pozisyonlar için yapılan merkezi yerleştirme sisteminin hata ve eksikliklerinden, bunların çözümüne dair önerilerimizden bahsedeceğiz.

1- Bazı şartların sağlanmadığının önceden tespit edilememesi

Merkezi yerleştirmelerde, adayların tercihleri alınırken genel şartları ve tercih edilecek kadro veya pozisyonlar için aranan diğer başvuru şartlarını taşıma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak tercih edilecek kadro veya pozisyonun tüm şartlarının, tercihi yapan aday tarafından sağlanıp sağlanmadığını tespit edebilecek bir sistem kurulu değildir. Örneğin hukuk fakültesi mezunu olma ve en az iki yıl avukatlık yapmış olma şartı aranan avukatlık kadrosuna, iki yıl avukatlık yapmamış olan bir aday yerleştirilebilmektedir. Yine aynı şekilde başvurulacak kadro için aranan bir sertifikanın tercih sahibinde var olup olmadığı ancak yerleştirme sonrasında -atama öncesinde- ortaya çıkmaktadır. Bu durum, lise, önlisans ve lisans mezunlarının yerleştirme işlemlerinin tamamında söz konusudur. Her ne kadar bu durumda olmakla birlikte yerleştirilen adayların söz konusu kadrolara atamaları yapılmasa da, kasten, hata veya dikkatsizlik ile yapılan tercih nedeniyle bazı kadrolar boş kalmaktadır.

Yukarıda söz edilen sebeple; tercih alma aşamasında ÖSYM tarafından adaylara sadece şartlarını sağlayabildiği kadro veya pozisyonların görünmesinin ve tercihlerin de sadece bu kadro veya pozisyonlara yönelik yapılabilmesinin sağlanması gerekmektedir. Böyle bir sistemin ÖSYM tarafından kurulması, birçok kamu kurum ve kuruluşunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının işbirliği ve uyumu ile mümkün olabilecektir. Tercih alınırken adayın yaş şartını ya da vatandaşlık şartını sağlayıp sağlamadığı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden, kamu haklarından mahrum olup olmadığı veya memuriyete engel nitelikte bir mahkumiyeti olup olmadığı Adalet Bakanlığından, belirli sürelerle çalışma şartlarının yer aldığı kadro veya pozisyonlar için Sosyal Güvenlik Kurumundan, askerlikle ilgili bir şartın var olması halinde Milli Savunma Bakanlığından, sürücü belgesi, sertifika, staj, ruhsatname, kimlik kartı vb. diğer belgeler için ilgili kurum ve kuruluşlardan ÖSYM sistemine aktarılacak bilgilerle teyit mekanizmasının oluşturulması ile hak kayıplarının önüne geçilebileceğini düşünmekteyiz.

2-Yerleştirilmesine rağmen ataması yapılamayanlara yasak uygulaması

ÖSYM tarafından yapılan yerleştirmeler sonucunda, yerleşen adayların kılavuzda yazan bilgi ve belgeleri ilgili kurum ve kuruluşlara teslim etmesi ve sonrasında genel ve özel şartları sağlamaları halinde atamaları yapılmaktadır. Kamu kurum veya kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarına yerleştirilmesine rağmen evraklarını teslim etmeyen, evraklarını eksik teslim eden veya evraklarını teslim etmesine rağmen şartları sağlamayan bu sebeplerle ataması yapılmayanlar/yapılamayanlar, mevcut durumda yerleştirmeden doğan tüm haklarını kaybetmektedirler. Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğe göre, merkezi yerleştirme sonucu B grubuna ait herhangi bir kadro veya pozisyona yerleştirilen adaylar, daha sonraki personel alımları için yerleştirmelerine esas alınan puanla başvuruda bulunamamaktadır.

Oysa bir kamu kurumunun kadro veya pozisyonuna yerleştirilmesine rağmen ataması yapılmayan adayları, bir müeyyide olarak bazı kamu haklarından geçici olarak mahrum bırakmak gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin, aranan şartlar ile tercihi arasında hiçbir bağ bulunmamasına rağmen kasten kamu kadrolarının atıl kalmasına sebebiyet veren bir adayın 5 yıl boyunca kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilemeyeceğine ve atanamayacağına dair bir müeyyidenin 657 sayılı Kanuna ya da kanun düzeyinde başka bir norma konulması gerekmektedir. Böyle bir müeyyidenin varlığı halinde adayların tercihlerinde daha dikkatli olması sağlanacak, ayrıca sistemin açıklarından faydalanarak kasten başkalarının hak kaybına uğramasına sebep olunmasının önüne geçilebilecektir. Yine, hata ve dikkatsizliği nedeniyle kusurlu olarak kamu kadrolarının atıl kalmasına sebebiyet veren adaya da belirli süreler merkezi yerleştirme kadro veya pozisyonlarını tercih edememe müeyyidesi uygulanmasının uygun olacağını düşünüyoruz.

3- Ek yerleştirme uygulanmaması

Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğinin "Personel planlaması" başlıklı 19 uncu maddesinde; "Kamu kurum ve kuruluşları, her yılın bütçe imkanları, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ile hizmet gereklerini de dikkate alarak bir personel planlaması yapar. İlgili kamu kurum ve kuruluşları, bu plan çerçevesinde acil ve zorunlu olarak yeni personel alınmasına ihtiyaç duymaları halinde, açıktan atama yapmayı planladıkları kadrolar için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde açıktan atama izinlerini almak zorundadırlar." denilmiştir.

Söz konusu hükme göre, kamu kurum ve kuruluşları, acil ve zorunlu olarak yeni personel alınmasına ihtiyaç duymaları halinde açıktan atama izinlerini almak zorundadır. Kamu kurum ve kuruluşlarının acil ve zorunlu personel ihtiyaçları için yapılacak atamalar, Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı'nın uygun görüşü üzerine Başbakanlık onayı ile o yıl içerisinde kullanılmak üzere tahsis edilen kontenjan dahilinde gerçekleştirilmektedir. Buradan, kamu kurum ve kuruluşlarının personel ihtiyacının süzgeçten geçirildiğinin, İdareler açısından bir kontenjanın dahi çok önemli olduğunun ve yerleştirmelerde bir kadro veya pozisyonun dahi boş kalmasının hizmet gerekleri veya kamu yararı açısından sorunlara yol açabileceği anlaşılması gerekir.

Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğinin "Ek yerleştirme yapılması" başlıklı 24 üncü maddesinde "Kamu kurum ve kuruluşları, genel yerleştirme sonucu boş kalan kadrolarına ya da yerleştirme yapılmasından sonra ortaya çıkan acil ve zorunlu hallerde açıktan atama izni alınmış boş kadrolarına yerleştirme yapılmasını isteyebilirler. Boş kalan kadrolar için ek yerleştirme, bu Yönetmeliğin 22 ve 23 üncü maddelerinde yazılı yol izlenerek yapılır. Ek yerleştirmeye, genel yerleştirme sırasında yerleşen adaylar başvuramaz." hükmü gereğince, merkezi yerleştirmede boş kalan ya da adayların yerleştirilmesine rağmen çeşitli sebeplerle (atanma şartlarını taşımama, atama için evrakları teslim etmeme vs) atamalarının yapılamadığı durumlarda boş kalan kadrolara ek yerleştirme yapılabilecektir. Ancak, ek yerleştirmeye dair söz konusu hüküm ne yazık ki, uygulanmamaktadır. Oysa ek yerleştirme sistemi çalıştırılsa hem memur adayları için kamu kurum ve kuruluşlarına atanma için bir imkan daha sağlanacak, hem de kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarının boş kalmasının önüne geçilebilecektir.

4- 18 yaşından küçüklerin memuriyetiyle ilgili hatalı uygulama

657 sayılı Kanunun "Memuriyete girişte yaş" başlıklı 40. maddesinde; "Genel olarak 18 yaşını tamamlıyanlar Devlet memuru olabilirler.

Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12 nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartiyle Devlet memurluklarına atanabilirler." hükmü bulunmaktadır. Söz konusu hükümden 15 yaşını doldurmuş olanların kazai rüşt kararı almak suretiyle memur kadrolarına atanabileceği anlaşılmaktadır.

KPSS Tercih Kılavuzlarının Başvurma Genel Şartlarında "18 yaşını tamamlamış olmak. (Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12'nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartıyla Devlet memurluklarına atanabilirler. Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir.)" düzenlemesi yaş şartı olarak konulmuştur.

Ancak, KPSS Tercih Kılavuzlarının Başvurma Genel Şartlarında yer alan "Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmekte" olduğuna dair ifade 657 sayılı Kanunun zikredilen hükmüne aykırıdır. Zira 657 sayılı Kanunda kazai rüşt kararı atanabilme şartı olarak düzenlenmiş olup tercih işlemleri sonrasında ve atama öncesinde alınan kazai rüşt kararının dahi geçerli olduğu açıktır. Nitekim Danıştay da, kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması zorunluluğunu kabul etmemekte, yerleştirme sonrası evrak teslimi sırasında kazai rüşt kararının sunulması halinde 18 yaşından küçüklerin atamalarının yapılabileceğine dair kararlar vermektedir. Bu nedenle, 18 yaşından küçüklere dair kazai rüşt kararı uygulamasının da gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Sponsorlu bağlantılar